Önce kendi oksijen maskenizi sonra çocuğunuzunkini takınız!

Evliliğin ilk yılları, yoğun çalışma saatleri ve çocuk büyütmek. Ve bunların hepsini mükemmel yapmaya çalışmak. Doğum izni döneminde tüm ilgim elbette kızımda ve evdeydi sonra işe döndüm kızım 6 aylıkken. Her işe dönen anne gibi benim de ruhum evde bedenim iş yerindeydi. Bir süre sonra bu düzene de alışıyor tabi insan. Sonra her sabah “gitmeeeee” diye yüreğinizi parçalayan o ses. Çok çalışmak lazım bir yandan. Çelişkilerle sürdürmeye çalıştığımız çocuk da yaparım kariyer de halleri. Çocuğunuza ve size uygun düzeni sağlamak elbette zaman alıyor.

Günler hızla geçerken yorgun argın eve gelip, çocuğumla kaliteli zaman geçirmek, karnını sağlıklı besinlerle doyurmak, evi derli toplu tutmak vs derken bir gün iş yerinde aynaya bir baktım rengim gri!! Bunda bir gariplik var, her şey yolunda- evliyim, sağlıklı bir çocuğum var, eşimin de benim de işimiz var, maddi sıkıntı çekmiyoruz- peki niye benim rengim gri.

Gri bir kadın nasıl eğlenceli ve neşe saçan bir anne olabilir? Önce neyi yapamıyorum diye  düşünmeye başladım hemen sonra daha fazla ne yapabilirim?  Ardından farkettim ki sadece ev, kızım, kocam ve işim için ne yapabilirim diye düşünüyorum. Peki ya ben?

En dayanamadığım şey açlık, ülkemizde iyi çocuk yetiştirme kriterlerinin başında da ne kadar yediği geliyor. Ne ilginç bir tesadüf. Başladım izlemeye, ne yaparsam yapayım kızımın yediği yemek oranı hep aynı kalıyor. Günlük rutinimiz şöyle, sabah 8:15 evden çıkıyoruz, akşam 5:30-6 gibi evdeyiz ve ilk sorduğumuz şey ne yedi, hmmm az yemiş, hemen birşeyler hazılayalım, masaya oturalım, masada olmadı koltuğa geçelim, olmadı oyun oynayalım bitmiyor.

Bir akşam eve gelirken karar aldım, önce ben karnımı doyurucam. Eve geldim hemen kendime bir şeyler hazırladım. Eşime sordum, tabi o şaşkın gözlerle beni izliyor. Daha Melis yemedi, sen yemek mi yiyorsun bakışları. Evet bu benim için büyük bir karardı. Bunu yaparken tabi tüm toplumsal baskıları göğüslüyorum, ne biçim anne önce çocuğunu doyuracağına kendi yiyor.

Eşimin şaşkın bakışlarını görünce o an durdum “uçaktaki gibi düşünsene, önce kendi oksijen maskenizi sonra çocuğunuzunkini takınız” Bu oksijen bazen yemek, bazen birkaç saat yalnız kalmak, arkadaşlarla bir kahve, birkaç sayfa kitap okumak olabilir. Bu kesinlikle büyük bir günah değil.

Birkaç gün içinde önce yemeğimi yiyip kendi ihtiyaçlarımı karşıladığımda, kızımın daha huzurlu, uyumlu ve mutlu olduğunu gözlemledim. Bu çok ilginç çünkü bize böyle öğretilmemişti. Üzerinde biraz daha düşündüğümde ve okuduğumda anladım ki ben işten geldiğimde, yorgunluğumla, stresimle kalmışsam, kızıma bende olanı aktarıyorum. Önce kendi “oksijen maskemi” taktığımda ise sadece o’na odaklanarak, sadece annesi olarak onunla iletişim kurabiliyorum. O gün bugündür eve çok aç gitmem, eve girmeden önce üzerimdeki stresi mümkün olduğunca dışarıda bırakmaya çalışırım. Her zaman başarır mıyım? HayırJ Peki bu çabadan vazgeçer miyim? Hayır

Diyeceğim şudur ki “önce kendi oksijen maskenizi sonra çocuğunuzunkini takınız”

Sevgiler

About Koçluk, Danışmanlık ve Kişisel Gelişim ||| Gökçe Erinç

2 thoughts on “Önce kendi oksijen maskenizi sonra çocuğunuzunkini takınız!

  1. Gökçe cim bayıldım yazdıklarına. Ellerine yüreğine sağlık. Yıllarca prensibim olmuştur ben huzurlu ve mutluysam kızlarım da huzurlu ben stresliysem kızlarım da stresli. Bu nedenle önce ben demeye başlayalı benimde yıllar oldu ama bu önce benim yine kızlarım ve onların mutluluğu içindi. Tebrikler canım.

Comments are closed.