Sevgi Kabınız Dolu Mu?

‘Gerçekte ‘iyi’ acıktığında en karanlık mağaralarda bile yiyecek arar, susadığında ise bataklıktan bile su içer’   demiş   Halil Cibran iyilik ve kötülüğe dair.

Yıllar yılı çevremdeki insanlara bakar dururum. Kimi zaman herkesi suçlayan  bir akraba, kimi zaman birilerinin sürekli kuyusunu kazan bir iş arkadaşı, kimi zaman yaramaz bir çocuk ve onun şikayetçi ana-babası.

Anlattıklarını dinlediğimde derinden bir çaresizlik duygusu hissederim. Peki bu çaresizlik duygusu bugün karşıkarşıya kaldıkları durumu mu yansıtır? Salt bugünle mi ilgidir? Görünüşte, evet. Eğer tüm kalbimle dinler ve bakarsam daha derine, oralarda bir yerde boş bir kap görürüm. Adı sevgi kabı.

Olmadık anda gerilir ortam bazen. Aile içinde, iş hayatında, kurduğumuz tüm ilişkilerde. Anlamlandıramayız, bir anda olur herşey. Böyle zamanlarda durup nefes almak ve an’dan uzaklaşıp bakabilmek süreci dönüştürüverir.

Aniden,nasıl olduğunu anlayamadan hararetlenen konuşmalar, öfke, kişiselleştirme gibi durumlarla karşılaştığımda hemen sevgi kabı gelir aklıma. Karşımda öfkeyle konuşan kişiye değil de sevgi kabına odalanmaya başlarım. Ve çoğu zaman ya boş ya da yeterince dolu olmadığını görürüm.

Birçoğumuz kendi sevgi kabımıza o kadar odaklanırız ki iletişim kurduğumuz bireyinkini görmez oluruz. Önemli olan tek bir şey vardır, bizim ne kadar sevildiğimiz!

Oysaki verdikçe çoğalan yegane şeydir sevgi.

Siz onun sevgi kabına biraz odaklandığınızda (düşünsel olarak) sihir başlar. Konuşma bambaşka bir yere gider ve genellikle sonunda şu cümleyi duyarsınız ‘Biz buralara nereden geldik. Seni de kendi sıkıntılarımla sıktım…’

Asıl mesele ne ise odur geldiğiniz nokta ve yaşadığınız sorun her ne ise kolaylıkla çözülebilir bir konu oluverir.

Bir sır daha; çoğu zaman çözüm problemi çıkaran tarafından ortaya konur.

Sevgiyle kalın

About Koçluk, Danışmanlık ve Kişisel Gelişim ||| Gökçe Erinç